Bir özgürlük alanı olarak Facebook, Twitter ve Kürtler

Öyleyse bu nasıl oluyor Facebook ve Twitter yetkilileri? Size göre 'övülebilir şiddet' ve 'övülemez şiddet' diye iki farklı kavram mı vardır?

Her fırsatta söylüyorum: Fikir hürriyeti, kişi haklarının ve mahremiyetinin korunması konularında bir özgürlük alanı olarak görülen sosyal medya platformları bir devlet gibi hareket eder. Daha da ötesi, ‘kaldıracı’ kuvvetli olan devletlerin yanında yer alır. Kullanıcıların ya da evrensel değerlerin değil.

O nedenle Twitter ve Facebook’un Türkiye devletinin her tür ‘bilgi paylaşımı’ taleplerine olumlu yaklaşması sürpriz değildir.

Ama bir çifte standardın da altını çizmek gerek.

**

2013 Temmuz ve Ağustos aylarında onlarca Facebook sayfası kapatılmıştı. Bu sayfaların tamamı Kürt siyasetçilerine ve Kürt yayın organlarına aitti. Bunun nedenini anlamak için Facebook’un yetkili ismi Richard Allen ile yaptığım röportajdan bir bölüm aktarmak istiyorum: “(Sayfaların kapatılmasının ardındaki gerçek sebep nedir sorsusuna) İki sebebi var. Bir: Daha çok şikayet alıyoruz. İki: Söz konusu sayfalarda, genel olarak söylüyorum, terör örgütünün övülmesi gibi Facebook standartlarına uymayan içerik mevcuttu. Uluslararası terör listesinde bulunan bir kişi ya da örgütün övülmesi kurallarımıza aykırıdır. Sayfada bu örgütün flamasının, bayrağının, sembollerinin vesaire kullanılması da keza öyle.

(…) Biz kullanıcılarımıza bir platform sunuyoruz ve varoluş tarihinde şiddete bulaşmış örgütlerin övülmesini sunduğumuz bu platformda doğru bulmuyoruz.”

Allen’a söz konusu örgütün liderinin o dönemde Türkiye devletiyle barış müzakeresi yürüttüğünü hatırlattığımda, bunu bildiğini, bu tür durumlarda nasıl bir hamle yapacakları konusunda iç tartışmalar yaşadıklarını, sözkonusu sayfalarla ilgili başvurunun emniyet güçleri tarafından yapıldığını belirtmişti.

**

Burada birden çok tartışma maddesi olduğu aşikar: Facebook’un kafa karışıklığı, devletle işbirliğindeki kriterleri, şirket olarak kuralları ve tüm bunların varoluş sebebinin altını nasıl oyduğunu ayrı ayrı tartışabiliriz.

Hadi şimdi bunu tartışmayalım. Bu kuralları kabullenelim.

Fakat o zaman da korkunç bir çifte standartla karşı karşıyayız. Facebook’un argümanı şudur: ‘Terör örgütlerine ait sembollerin kullanılması, örgütlerin övülmesi ilkelerimize aykırıdır çünkü bu son tahlilde şiddetin övülmesi manasına gelir. Biz buna izin veremeyiz.’

Böyle söylendiğinde karşı çıkılacak unsurlar azalır. Eğer ‘şiddet karşıtlığı ilkesi’ her durumda egaliter biçimde uygulanırsa… 

**

Bakınız…

Ülkenin doğusu korkunç günler geçiriyor. Gencecik insanlar evlerinde sabah sofrasının etrafındayken ölüyor. Cenazeler bekliyor. Bazen sokakta. Bazen ısısı bile doğru ayarlanmamış morglarda. Üst üste.

Anayasa Mahkemesi bu gelişmeleri ‘kalıcı hasar teşkil etmeyecek’ şeklinde yorumluyor olabilir ama akıl ve vicdan mahkemesinin hükmü bellidir.

Bundan öte… Bölgeye ‘halkı PKK’nın elinden kurtarmak’ üzere görevli giden güvenlik güçlerinin faaliyetleri darbe dönemlerini aratmayacak şekilde. İnsanlık onuru da yok, kaygısı da.

Nereden biliyoruz? Jandarma ve polis özel harekatçılarının Twitter ve Facebook hesaplarından.

Celal Başlangıç’ın köşesine taşıdığı bir olayı aktarayım: “Karşılaştığım Mehmet Oran cep telefonunu açıp bir fotoğraf gösterdi. Yarı açık ceset torbasının içinden; kana bulanmış, yer yer morarmış yüzüyle genç bir adam vardı. 21 yaşındaki oğlu İsa'nın öldürülmüş haldeki fotoğrafını 'PÖH', yani Polis Özel Harekat adlı bir Twitter kullanıcısının paylaşımında görmüş. Oğlumun cenazesi sekiz gündür Sur'da polisin elinde. Her yere başvurdum, vermiyorlar."

Kimya mühendisliği birinci sınıfta okuyan oğlunun cesedini bir Twitter adresinde görmek?   

Böyle bir acı olabilir mi?

**

Jandarma Özel Harekat’ın (JÖH) birden çok Facebook sayfası var. Yüreğiniz kaldırıp da bakabilirseniz daha bir çok feci ceset fotoğrafı ve korkutucu yorumla karşılaşırsınız. Tarif edebileceğim ya da bir bölümünü alıp buraya koyabileceğim türden değiller, inanın.

Okullara girip tahtaya “İtaat et” yazanlardan ve paylaşanlardan söz etmiyorum. Zira söz oraya gelemiyor bile. Kan ve şiddetin görünür halinden, parçalanmış ceset fotoğraflarından bahsediyorum. Altındaki övücü yorumlardan bahsediyorum. Kullanılan sıfatlardan bahsediyorum. Öldürme aşkının en alçak ifadelerinden söz ediyorum.

Onlar o Facebook sayfalarında, o Twitter adreslerinde öylece duruyor.

Öyleyse bu nasıl oluyor Facebook ve Twitter yetkilileri?

Size göre ‘övülebilir şiddet’ ve ‘övülemez şiddet’ diye iki farklı kavram mı vardır?

Bir sayfanın, bir adresin ‘mimlenmesi’ için illa bir devletin mi şikayette bulunması gerekir?

Bu nasıl iştir?

NOT: Dün bu konuyu Genelkurmay’a ilettim, bu sayfalardan haberleri olup olmadığını sordum. Genelkurmay İletişim Dairesi, bu sayfalardan haberi olmadığını, TSK’nın bu tarz fotoğraf ve yorumları asla kabul etmeyeceğini bildirdi. Dikkatlerinize sunarım.

EZGİ BAŞARAN / RADİKAL