'Batı ülkelerinin sığınmacı konusunda takındığı ırkçı tavır utanç verici'

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, mülteci sorununa ilişkin olarak, "Batı ülkelerinin sığınmacı konusunda takındığı güvenlikçi ve ırkçı tavır da utanç vericidir. Şu anda Suriye'de öldürülenlerin sayısı 600 bini geçmiştir" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye operasyonuyla ilgili, "Tüm liderlere Suriye'de bir güvenli bölge oluşturulmasını, 95 km uzunluğunda 40 km güneyden kuzeye bir bölge oluşturmak üzere burada mülteci sorununu çözebiliriz diye ısrarla söyledik" ifadesini kullandı. 

G20 Zirvesi için gittiği Çin'de basın açıklaması yapan Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle:

Mülteci sorunu konusunda iyi bir sınav verilemedi, hala da verilemiyor. Topraklarında 3 milyon Suriyeli ve Iraklıyı şu anda barındıran bir ülke olan Türkiye, bu konunun en önde gelen muhataplarından biridir. Ve 3 milyon mülteciye ev sahipliği yaparken bizim şu ana kadar yaptığımız harcama 12 milyar doların üzerindedir. STK'larımızın yaptığı harcamaları da ele aldığımızda 25 milyar dolara ulaşmaktadır. Tüm liderlere Suriye'de bir güvenli bölge oluşturulmasını, 95 km uzunluğunda 40 km güneyden kuzeye bir bölge oluşturmak üzere burada mülteci sorununu çözebiliriz diye ısrarla söyledik. Şimdi bu zirvede de tüm dostlarımıza bu konuyu açtık.

Suriye krizi bir yandan ülke içinde can kayıplarını, diğer yandan tetiklediği sığınmacı dramını da sürdürmeye devam ediyor. Batı ülkelerinin sığınmacı konusunda takındığı güvenlikçi ve ırkçı tavır da utanç vericidir. Şu anda Suriye'de öldürülenlerin sayısı 600 bini geçmiştir.

Türkiye, dışarıdan yardım gelse de gelmese de bu ev sahipliğini yapmaya devam edecektir. Suriye'den gelenlere de, Irak'tan gelenlere de din, dil, ırk ayrımı yapmaksızın devam edecek. Suriye başta olmak üzere bölgedeki kardeşlerimizi korumaya devam edeceğiz.

Türkiye'nin 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşadığı darbe girişimi bir yönüyle de terörizmin ilk defa görülen yeni bir biçimidir. PKK, PYD, YPG, DAİŞ gibi terör örgütleriyle mücadele eden Türkiye, 15 Temmuz'da kendi ordusu içinde gizlenmiş teröristlerin ne yazık ki milletimizin vergileriyle alınmış F16'larıyla, tanklarıyla, toplarıyla kendi halkını öldürmeye tenezzül etmiştir. Böyle bir darbe girişimi karşısında her meslekten, her kökenden, her bölgeden 241 vatandaşımız şehit olmuştur. 2 bin 194 vatandaşımız yaralanmıştır. Fakat ben milletimle gurur duyuyorum zira 4-5 günlük tatil için ülkemin bir bölgesindeyken bu darbe girişimi olduğunda oradan sadece cep telefonuyla 4 ayrı televizyon kanalından halkıma seslendim. Ve kendilerini meydanlara çağırdım. Kendilerini havalimanlarına çağırdım. Ve 81 vilayetimizde tüm halkımız meydanlara yürüdü, bunun yanında havalimanlarına yürüdü ben havalimanına indiğim anda sadece apronda ve terminal önünde on binlerce insan toplanmış, orada bizi bekliyordu. Onlar F16'lardan korkmuyordu, onlar üzerlerine gelen tanklardan korkmuyorlardı.

Hatta tankların altına kendisini atan gençler, kadınlar vardı. Bundan dolayı parçalanan hanım kardeşlerimiz vardı. Bu demokrasi mücadelesini onlar çok farklı bir şekilde verdiler ve milletimiz bu darbe girişimini püskürtmek suretiyle inanıyorum ki dünya demokrasi tarihine yeni sayfalar açacak şekilde bir süreç başlattı.

FETÖ denen terör örgütünün, 170 ülkede daha faaliyet gösteren küresel bir şebeke olduğu unutulmamalıdır. Tüm dünyayı duyarlı olmaya davet ediyorum. 15 Temmuz'da Türkiye'nin başına gelen felaketin yarın hangi ülkede tekrar edeceği bilinemez. Terör örgütleri arasında ayrım yapan her ülke, zira teröristin iyisi kötüsü olmaz. Senin teröristin kötü, benimki iyi olmaz. Teröristlerin hepsi kötüdür, hepsi lanetlidir. Bunların hiçbiri savunulamaz. Terör örgütlerinin arasında ayrım yapmak suretiyle eğer bir yerlere fatura çıkarılmaya çalışılıyorsa biliyorsunuz bumerang gibi  döner o ülkeleri de vurur.

Bugün Türkiye'yi yakan ateşin yarın bize karşı mücadele eden terör örgütlerinin arkasında duranlara ulaşması kaçınılmazdır. DAİŞ'i, PKK'yı, FETÖ'yü aynı tutan anlayışı reddetmeliyiz, ilkeli bir mücadeleyi derhal başlatmalıyız. Bizler ne olursa olsun terör örgütleriyle mücadeleyi kararlı bir şekilde sürdürmeye kararlıyız. Cerablus operasyonu bu konudaki kararlılığımızın ifadesidir. 

Çin ziyaretimiz boyunca Obama ile, Putin ile, Merkel ile, BM Genel Sekreteri Ban-ki Moon ile, Suudi Arabistan prensi ile, Avrupa Konseyi Başkanı Tusk ile görüştük. Ayrıca Fransa Cumhurbaşkanı Hollande, Almanya Başbakanı Merkel ve İtalya Başbakanı Renzi ile dörtlü bir zirve gerçekleştirdik. Küresel gündemin öne çıkan konuların yanında ikili ve bölgesel meselelerin ele alındığı bu görüşmelerin hepimiz için faydalı geçtiğine inanıyorum.