'Başkanlık sistemi ve partili cumhurbaşkanlığı çok farklı şeyler değil'

"Bütün mesele partili cumhurbaşkanlığının içini neyle nasıl dolduracağınız"

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yeni anayasa tartışmalarına ilişkin olarak, "Başkanlık sistemi, partili cumhurbaşkanlığı aslında çok çok farklı şeyler de değil. Aslında ben, partili cumhurbaşkanlığı meselesini, Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde de dillendirmiştim. Ama, bunu anlamak istemeyenler, hadiseye farklı yaklaştılar. Bütün mesele partili cumhurbaşkanlığının içini neyle nasıl dolduracağınız. Önemli olan bu" diye konuştu.

Erdoğan, Afrika ziyaretinin Nairobi durağında beraberindeki gazetecilerin sorularını yanıtladı. Ziyarete eşlik eden gazetecilerden Hürriyet yazarı Vahap Munyar ve Verda Özer'in aktarımına göre Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

Alman Parlamentosu da 1915 olaylarına ilişkin malum tasarıyı onayladı. Sizin “Sorunları azaltmak, dostları çoğaltmak lazım” sözünüz var. Almanya’daki son gelişmenin ardından nasıl mümkün olacak bu?

Önemli olan niyetin ve gayretin o yönde olmasıdır. Sizin niyetiniz ve gayretiniz bu olmakla birlikte, karşınızdaki dost olmamakta direniyorsa zaten yapılacak bir şey kalmaz. Bizler dostlarımızı çoğaltmanın gayreti içinde olacağız. Ama aksi şekilde davrananlar, önemli bir dostlarını kaybetmiş olurlar. Bizim orada 3 milyonu aşkın insanımız var. Bunların Alman ekonomisinde çok ciddi potansiyeli var. Tabii ki orada parlamento içinde yapılan tartışmaların notları henüz bana ulaşmış değil. O notlar üzerinden bir değerlendirme yapacağız. Alman Parlamentosu’nda alınan o kararın, esasen bir kıymeti harbiyesi yok. Bizim 1915 olaylarıyla ilgili yaklaşımımız ortada. Birileri o tür bir karar aldı diye tarihimiz değişecek değil. Farkında olmadıkları konu şu:Türkiye gibi bir dostu kaybetme riskiyle karşı karşıyalar.

"Alman ekolü operasyon yaptı"

(Daha önce yaptığı ‘Alman ekolü’ yorumunu anımsatarak) Almanya’da bazı kesimlerin son zamanlarda Türkiye konusundaki tavırlarının pek kabule şayan olmadığını ifade etmiştim. Bu ekol, Türkiye üzerinde bazı operasyonların içinde, peşinde. Bu konuda Alman medyası daha aktif. Tüm bu hususları iyi incelemek lazım.

Türkiye, Alman parlamentosunda onaylanan karara karşı ne gibi adımlar atacak?

Alman parlamentosunun kararı hayra alamet bir adım değil. Önce gereken değerlendirmeleri yapmamız lazım. Öfke ile kalkıp zararla oturmak bize yakışmaz.

Almanya’ya karşı ekonomik tedbirler gündeme gelebilir mi?

Bu tür şeyleri konuşmak için erken. Ama enteresan bir şey var. Burada da bir üst akıl var. Niye mi? Düşünebiliyor musunuz, oylamada bir ret, bir çekimser oy, bir de oylamaya katılmamış olanlar var. Almanlar için bu kadar milli bir mesele mi bu? Geçen sene 1915 olaylarının 100’üncü yılıydı. Böyle bir tasarı niye geçen sene oylanmadı da bu sene oylandı? Bunlar düşündürücü tabii! Üst akıldan kendilerine böyle bir talimat gelmiş olmalı ki böyle bir adım attılar. Şimdi merak ediyorum: Alman yöneticiler böyle bir karardan sonra benim şahsıma, Başbakanımıza hangi yüzle bakacaklar acaba?

Merkel’in oylamaya katılmamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Birkaç gün önce yaptığımız telefon görüşmesinde, elinden geleni yapacağını söylemişti. Ben 40 yıldır siyasetin içindeyim. Grubun ikna edilememesini anlayamıyorum. Keşke katılıp oyunu verseydi.

Türkiye-Almanya ilişkilerinin bu noktaya gelmesi, Türkiye-AB müzakerelerini olumsuz etkiler mi?  

Hadiseye, Almanya’yla alakalı olarak bakmak lazım. Türkiye-AB olayı gibi görmek doğru olmaz. AB olayını ayrı değerlendirmek lazım. 

"Partili Cumhurbaşkanlığı ya da başkanlık fark etmez"

Yeni hükümetle birlikte, başkanlık sistemi daha hararetle gündeme girecek gibi görünüyor. Başkanlık sistemi mi partili cumhurbaşkanlığı mı? Hangisi daha olası?

Parlamentonun yol haritasında bazı öncelikleri var. Arkadaşlar, “İç tüzüğün mutlaka değişmesi gerekiyor” diyorlar. Başbakanlığımın son 5-6 yıllık döneminde, aslında benim hedeflerimin arasındaydı. Ama şunu halledelim, bunu halledelim derken, iç tüzüğü değiştirmemiz mümkün olmamıştı. Ama zaman zaman görüştüğüm milletvekili arkadaşların da ortak kanaati, iç tüzüğü değiştirmenin şart olduğu. Zannediyorum ilk fırsatta bu değiştirecekler. Derinliği olan çok maddeli bir çalışma, ancak sağlıklı bir iç tüzükle mümkün olabilir. Anayasa Komisyonu’nda yaşanan olayları biliyoruz. O tür olaylar yaşanmamalı. Parlamentonun içinde olan olayları gördük. Bu böyle bir iç tüzükten kaynaklanıyor. İcabında 40-50 kişi, 316 kişinin kullandığı sözle mukayese edilemeyecek zaman kullanıyor. Elbette herkesin belli bir söz hakkı olacaktır. Ama bu makul bir prosedür dahilinde olmalı. Önerge üstüne önerge vererek zaman kaybına yol açılmasına mani olunmalı. Tabii gerek ana muhalefetin gerekse diğer partilerin bu konuda yaklaşımları ne olur, bilemiyorum... Başkanlık sistemi, partili cumhurbaşkanlığı aslında çok çok farklı şeyler de değil.

Türkiye-Rusya ilişkileriyle ilgili olarak gerek Putin’in gerek sizin pozitif açıklamalarınız oldu. Ama diğer Rus yetkililer, Putin’in yaklaşımından farklı şeylerden de söz ediyorlar. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben Putin’in açıklamalarına itibar edilmesi gerektiği kanaatindeyim.

Putin ve sizin açıklamalarınızı iki ülke ilişkilerinin geleceği açısından iyimserlikle değerlendirebilir miyiz?

Negatif yaklaşımlar sergilemenin, buna fırsat verecek açıklamalar yapmanın doğru olmadığını düşünüyorum. İyi siyaset, Rusya ile Türkiye gibi iki büyük ülke arasındaki ilişkilerin önünü tıkamayı değil, önünü açmayı esas almalıdır. Dolayısıyla olmayacak taleplerden söz etmek doğru değil. Neler yaşandığını herkes biliyor. Hava sahamıza yönelik ihlaller daha önce zaten konuştuğumuz bir meseleydi. Olay, aidiyeti belli olmayan uçakların hava sahamızı ihlal etmeleri, uyarılara da cevap vermemeleri neticesinde yaşandı. Biz Türkiye-Rusya ilişkilerinin böyle bir hadiseye kurban edilmemesi gerektiği kanaatindeyiz.