Barış Bloku: Ne içeride ne dışarıda savaş istiyoruz

Barış Bloku, içeride ve dışarıda savaş politikalarına son verilmesini Kürt meselesinde bir an önce müzakere masasına dönülmesini talep etti.

Barış Bloku, Türkiye’de artan çatışma ortamıyla ilgili barış talebini yükseltmek adına bir basın toplantısı gerçekleştirerek içeride ve dışarıda savaş politikalarına son verilmesini Kürt meselesinde bir an önce müzakere masasına dönüşmesini talep etti.

Cezayir Toplantı Salonu’nda yapılan toplantıya Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekili Filiz Kerestecioğlu ve eski HDP milletvekili Sebahat Tuncel de katıldı.

Barış Bloku’ndan Gencay Gürsoy, yeni bir rejim inşası süreciyle karşı karşıya kalındığını belirterek memleketin daha da beter günlere doğru sürüklenme ihtimaline karşı barış talebinin yükseltilmesi gerektiğini söyledi.

Kerestecioğlu: Topyekün savaşa hayır diyelim

Filiz Kerestecioğlu ise Türkiye’de tüm kesimlere yönelik topyekün bir savaş başlatıldığına dikkat çekti.  

“Uzun süredir bu ülkede tek bir savaş yok, birincisi Kürt halkına karşı savaş var, ikincisi ise Suriye’de başka ülkenin topraklarında pay almak için çıkartılmak istenen bir savaş var. Bunun yanında kadınlara karşı, emeğe karşı, doğaya karşı, ifade özgürlüğüne karşı savaş var. Biz de barışları çoğaltabilecek insanlarız. Ankara’daki patlamaları sayan ülke olmaktan çıkmalıyız. Çok net ve yüksek sesle savaşa hayır diyelim.”

Tuncel: Müzakere masasına dönülmeli

Sebahat Tuncel de bu yılki Newroz’un tekrar müzakere masasına dönülmek için bir fırsat olmasını talep etti.

“Patlamalarda yüzlerce insan öldü. Bu savaş halkların lehine değil. AKP hükümeti Suriye meselesini iç mesele gibi görüp Kürt meselesinin bir parçası haline getirdi. Savaşlardan en çok kadınlar etkileniyor. Cizre’de bir kadın bedeninin teşhir edilmesi savaşın nasıl bir noktaya geldiğini gösteriyor. Bu yüzden kadınların barış mücadelesi çok daha kıymetli. Hükümetin yaptığı 21. yüzyılda Kürtlere diz çöktürme planıdır. Ancak bu sadece Kürtlere değil Türkiye’nin geleceğine yönelik de ciddi bir saldırıdır. Bir an önce müzakere masasına dönülmeli.”  

5. patlama ve son olmayacağı endişesi

Barış Bloku adına basın açıklamasını okuyan Nuray Sancar, içerde ve dışarda savaş politikasının sonuçlarının aynı zamanda demokratik hakların törpülenmesi olacağını belirterek bu politikalara son verilmesini talep etti.

* Bu, 7 Haziran seçimleri döneminden bu yana gerçekleşen beşinci bombalı saldırı. Diyarbakır, Suruç, Ankara, Sultanahmet ve yine Ankara'da gerçekleşen canlı bomba patlamalarında çok sayıda insan ölmüş ve bunların hemen hepsinde felaket geliyorum demiştir. Bunların son olmayacağı endişesi içindeyiz.

* Çünkü felaketlere ve katliamlara yol açan politik zemini oluştararak ülkeyi bir korku imparatorluğu haline dönüştüren siyasi iktidar içerde ve dışarıda hem kendi halkına hem de komşu halklara karşı savaşarak krizi bir yönetme ilkesi haline getirmiştir.

Türkiye savaşa girmeye zorlanıyor

* İki gün önceki saldırının; Suriye sınırlarına bir kara harekatının yapılacağına dair ültimatomların çekildiği, Suudi Arabistan savaş uçaklarının İncirlik'e konuşlandığı, PYD'ye yönelik Azez bölgesine arka arkaya bombardımanın yapıldığı ve konunun BM Güvenlik Konseyinin gündemine gelerek Türkiye'nin uyarıldığı bir zamana denk gelmesi dikkat çekici.

* Türkiye bir savaşa girmeye zorlanıyor. Giderek keskin bir paylaşım savaşımının aktörü olarak ülkeyi sonu belli maceralara sürüklemek isteyen siyasi iktidarın çabası üçüncü dünya savaşına yol açacak tehlikeli bir gerilimi kışkırtarak yangına körükle gitmeye yarıyor. Ama ateşle oynayanın eli yanar. Türkiye'nin komşu topraklarda işi yok. Türkiye halklarının komşu halklarla bir sorunu yok.

Rojava tehdit sayıldı, Kürt illeri bombalandı

* Rojava halkının kantonlaşmasının bir güvenlik meselesi olarak algılandığı ve PYD'nin varlığının bir iç tehdit sayıldığı ortada. Bu nedenle de içerde de aylardır Kürt kentleri kuşatılıyor, sokağa çıkma yasakları uygulanıyor ve sivil halk bombalanıyor. Her gün çok sayıda insan ölüyor. Oysa Kürt sorununun şiddetle çözülmediği, öldürmekle bir halkın taleplerinin bastırılamadığı defalarca denendi ve görüldü.

* Bu savaş politikalarından geri dönülmesini, eşit haklar temelinde çözüm için müzakere masasına tekrar oturulmasını aksi taktirde çok geç kalınacağını tekrar hatırlatmak istiyoruz. Ülkenin barışa ve demokrasiye ihtiyacı var.

Nilay Vardar / Bianet