Avukatlardan dokunulmazlık mektubu

MHD ve ÖHD genel merkezleri, Meclis Genel Kurulu'nda HDP'li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının görüşülmesi öncesi tüm milletvekillerine mektup yazdı.

Mezopotamya Hukukçular Derneği (MHD) ile Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD), 16-18 Mayıs günleri Meclis Genel Kurulu'nda HDP'li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasının görüşülmesi öncesi Meclis'teki tüm milletvekillerine mektup gönderdi. Mektupta, dokunulmazlık tartışmalarının bir demokratikleşme adımı değil, bahse konu kaotik sürecin kurumsallaşması için bir araç olarak kurgulandığına yer verildi. 

Mektupta şu ifadelere yer verildi:

"Sayın Milletvekili,

Coğrafyamız savaş ve yıkımın eksik olmadığı, her geçen gün yeni acı ve zulümlere gebe zamanları yaşamaktadır. Bu kaotik ortamdan çıkışın öncüsü olma potansiyelini taşıyan ülkemiz maalesef bu kaosun amansız bileşeni, parçası olmuş durumdadır. Uluslararası alanda söz sahibi olma iddiasının anti-demokratik güç ilişkileri üzerinden kurulması, tüm toplumumuzu ve bölge insanını berbat bir savaşın muhatabı ve mağduru olma pozisyonuna sürüklemiştir. Bu konumdan çıkışın tek yolu radikal demokratik adımların atılması iken, geliştirilen, toplumsal ve bireysel hakların askıya alınması olmuştur. Ülkenin doğusunda sürdürülen savaş kendini ülkenin batısında otoriter bir rejim olarak inşa etme sürecindedir. Şehirlerin tanklarla yıkıldığı, yüzlerce canın yitip gittiği, demokrat aydın, yazar, gazeteci, siyasetçi muhalif herkesin baskılara muhatap kılındığı böylesi bir süreç bu ülkenin kaderi olmamalıdır.

Bugünlerde mensubu bulunduğunuz parlamentonuzun tartışıp karara bağlayacağı dokunulmazlık tartışmaları bir demokratikleşme adımı değil, bahse konu kaotik sürecin kurumsallaşması için bir araç olarak kurgulanmaktadır. Siyaset sahasının geliştirilmesine acil ihtiyaç duyulurken, demokratik ifade kanallarının kapatılması telafisi imkansız zararlara sebebiyet verecektir. Mevcut değişikliğin Halkların Demokratik Partisi milletvekillerini hedef almak üzere gerçekleştirilmekte olduğu hepimizin malumudur. Ülkedeki spesifik bir siyasi parti ve dolayısıyla onun temsil ettiği toplumsal kesimleri demokratik siyasetten dışlamak anlamına gelen bu adım, aynı zamanda anayasal ayrımcılık yasağının da ihlalidir.

Eşitlik temelinde farklılıkların bir arada yaşadığı demokratik bir vatan arzusu bu toprakların tarihsel ve toplumsal gerçekliğidir. Bu gerçekliğe uygun hareket etmek her yurttaşın sorumluluğu kapsamındadır. Hesaplı, ayrımcı ve dışlayıcı dokunulmazlık teklifine karşı demokratik bir duruşun gereği olarak, mensubu bulunduğunuz topluma ve temsilini oluşturduğunuz iradenin gereğini yapacağınızı umuyor ve temenni ediyoruz. Aksi takdirde bu utancın müsebbibi herkes tarih karşısında sorumlu olacaktır.

Selam ve saygılarımızla."