Amerika başkanını arıyor

Washington'da hem Cumhuriyetçi adaylara, hem de Demokrat adaylara hizmet veren farklı şirketlerle ve danışmanlarla görüşmeler yapma imkanım oldu. Bu görüşmelerden Başkanlık yarışına dair şu sekiz sonuç çıktı:

Bir haftadır Washington – Güney Carolina- Charleston- Washingtonhattında çeşitli etkinlik ve toplantılara katılmak için Amerika’dayım. Önce Washington’da Bahçeşehir Üniversitesi’nin kurucusu Enver Yüceltarafından Beyaz Saray’a 70 metre mesafede hayata geçirilmiş olan BAU İnternational University’de düzenlenen bir toplantıya katıldım.

Toplantıya benimle birlikte, deneyimli Cumhuriyetçi siyasi danışmanKen Feltman, Amerikan Siyasi Danışmanlar Derneği Başkanı ve tanınmış Demokrat stratejist ve araştırmacı Mark Mellman, dijital kampanya yönetimi konusunda Demokratların yükselen yıldızı Matt McMillan ve Boris Yeltsin başta olmak üzere çok sayıda Rus siyasinin kampanyasını yönetmiş olan Ekaterina Egorova katıldı. Siyaset Bilimi, Uluslararası İlişkiler ve İletişim bölümlerinden öğrencilerin ve akademisyenlerin katıldığı yarım günlük toplantıda ABD başkanlık seçimlerinde gelinen noktayı ve yakın gelecekte neler olabileceğini tartıştık.

Ardından Güney Carolina’da Cumhuriyetçi Parti’nin ön seçim kampanyasının son aşamasını izleme imkanı buldum. Cumhuriyetçi adaylarından ikisinin yerel kampanya karargahlarını bizzat görme imkanı elde ettim.

Geçtiğimiz Perşembe akşamı ise Charleston kentinde Campaigns and Elections dergisi tarafından düzenlenen konferansa katıldım. Konferansın konusu, yine beklenebileceği gibi başkanlık seçimleri idi. Halen yürütülmakta olan kampanyaların arka planları, adayların strateji ve mesajları, bağış kampanyaları ve saha organizasyonlarında gelinen noktalar tartışıldı.

Aynı gece yapılan Reed Awards ödül töreninde ise Türkiye adına büyük gurur yaşadık. Törende KADER üç ödül birden kazandı. 2.800 işin yarıştığı ve sadece 124 ödülün dağıtıldığı gece KADER’in 3 ödül birden kazanması ülkemiz adına çok sevindiriciydi.

Son üç gündür ise yeniden Washington DC’deyim. Hem Cumhuriyetçi adaylara, hem de Demokrat adaylara hizmet veren farklı şirketlerle ve danışmanlarla görüşmeler yapma imkanım oldu. Bütün bu temas ve toplantılardan özetleyebileceğim sonuçlar şunlar:

1. AMERİKALI SEÇMENİN KAFASI KARIŞIK

Amerikan medyası durmaksızın başkan adaylarını ve ön seçim kampanyalarını işliyor. CNN ve FOX TV gibi bazı TV kanalları nerdeyse 24 saat seçim kampanyası programı yayınlıyorlar. Kanallar adayların reklam filmlerinden geçilmiyor. Adaylar, danışmanlar, gazeteciler, araştırmacılar ve akademisyenler devamlı canlı yayınlarda olan biteni yorumluyorlar.

Bunlara rağmen seçmenlerin kafasının karışık olduğu anlaşılıyor. Örneğin dün sonuçlanan Nevada ve Güney Carolina ön seçimlerinde seçmenlerin yarısının kararlarını son 2-3 günde verdiklerini öğreniyoruz.

2. HİLLARY BİLDİĞİNİZ GİBİ

Hillary Clinton kampanyası bir önceki yarıştaki hataları aynen tekrarlamasa da ruhsuz akıyor. Demokratik Parti’ninkraliçesi ve parti müesses nizamının göz bebeği Clinton, seçmeni harekete geçirmede yine sıkıntılı. Bütün diğer adaylardan çok daha önce yola çıktığı halde, üstelik te hem first lady, hem New York Senatörü ve hem de Dışişleri Bakanlığı tecrübesi nedeniyle diğer adaylarla kıyaslanamayacak avantajlara sahip olduğu halde seçmen nezdinde büyük umut olmayı başaramıyor.

3. BERNİE SANDERS GENÇLERİN FİTİLİNİ ATEŞLEMİŞ

Bundan beş ay önce bu sütünlarda yazmıştık: Hillary Clinton kampanyasında geçmiş hatalarını tekrarlarsa veya seçmenin fitilini ateşleyemezse Sosyalist Bernie gelecek diye. ( Bakınız: http://www.radikal.com.tr/yazarlar/necati-ozkan/hillary-olmazsa-sosyalist-bernie-verelim-1444290/ )

Şu anda olan bu. Bernie Sanders, ileri yaşına rağmen Obama tarzı bir kampanya yapabilen tek aday. Gençleri hareketlendirdi ve onların yardımıyla mucizeler ayarıyor. Nevada ön seçimlerinde gençlerin % 87’si, yarışan en yaşlı aday olan olan Sanders lehine oy kullandı. Eğer Hillary, bir an önce bir şeyler yapmaya başlamazsa yeni bir yenilgi daha alması mukadder olabilir.

4. SEÇMEN YENİ BİR BUSH İSTEMEDİĞİNİ GÖSTERDİ

Cumhuriyetçilerin altın çocuğu Jeb Bush, kardeşi eski başkan George W. Bush’un son bir kaç gün sahada kendisine verdiği desteğe rağmen Güney Carolina ön seçimlerinden sonra havlu attı.

Her ne kadar partisinin müesses nizamı onun adaylığını sonuna kadar desteklemeye hazır bir pozisyonda bekliyor olsa da, seçmende heyecan yaratamayınca Jebb Bush yarışı terk etmek zorunda kaldı. Güney Carolina ön seçimlerinden sonra Jeb Bush’un verdiği karar iki yeni soru ortaya koydu: Bush’u destekleyen müesses nizamın super delegeleri nereye kayacak? Bush’un topladığı fonlar nereye akacak?

5. DONALD TRUMP BİR KUKLA MI, YOKSA USTA BİR STRATEJİST Mİ?

Şurası kesin ki, Trump ne yaptığını iyi biliyor. Her ne kadar şimşekleri üzerine toplamaya devam etse de, kendisini açık ara birinci yapan pozisyonundan vaz geçmiyor. Hala yasa dışı göçmenleri sınır dışı etmekten bahsediyor, hala Meksika sınırına duvar öreceğini tekrar ediyor…

Kaybedecek hiç bir şeyi olmayan bir adayın cesaret sergilerse oyunu değiştirebileceğine muazzam bir örnek Trump. Her ne kadar kendi ülkesi ve dünya için tehlikeli politikalar olsa da, Trump’un söylemi onu açık ara birinci yaptı.

Buna rağmen Trump’ı birincilik koltuğuna oturtan bu strateji belki onu Cumhuriyetçi Parti’nin resmi adaylığına yaklaştırıyor ama, Beyaz Saray koltuğunu kazanmasını ise her geçen gün zorlaştırıyor.

6. RUBIO MU, CRUZ MU?

Eğer Donald Trump’ın stratejisi yeterince delege toplamasına imkan vermezse Cumhuriyetçiler için geriye iki aday kalıyor. Neredeyse başa baş yarışan bu iki adaydan Marco Rubio, Jebb Bush’un yarışı terketmesinden sonra bir adım öne çıkacak gibi görünüyor. Çünkü Cumhuriyetçi müesses nizam, Ted Cruz yerine Rubio’ya daha yakın görünüyor.

7. DANANIN KUYRUĞU 1 MART'TA KOPACAK

Amerikan Başkanlık seçimlerinde, seçimlerin yapılacağı yılın Mart ayının ilk Salı gününe “Süper Salı” deniyor. Çünkü o gün 13 eyalette birden ön seçim yapılıyor. Bu yıl, 1 Mart’ta denk gelen “Süper Salı”da yurtdışı seçmenler de oy kullanacaklar. Özetle her iki parti içindeki yarışın nasıl seyredeceği 1 Mart gecesi netleşmeye yaklaşacak.

16 Mart’a kadar ise 14 eyalette daha ön seçimler tamamlanacak. Yani dananın kuruğu eğer 1 Mart’ta kopmadıysa bilin ki 16 Mart’ta kesinlikle kopmuş olacak.

8. DELEGE TOPLAMA SAVAŞI

Aslında Amerikan Başkanlık kampanyaları eyalet eyalet delege toplamaya dönük bir yarış. Aday adaylarının şu ana kadar kesinleşen delege sayılarını özetleyerek yarışın bugün itibariyle gerçek fotoğrafını anlamanıza yardım edelim:

Demokrat tarafta Hillary Clinton’ın 502 delegesi var (451 süper delege, 51 ön seçim delegesi). Bernie Sanders ise henüz 70 delegede (19 süper delege, 51 ön seçim delegesi). Yani ön seçimde kazandıkları delege açışından iki adayın durumu eşit ama Hillary, parti müesses nizamının desteği ile şimdilik önde. Demokratik Parti adayı olabilmek için toplam 2.383 delege desteği gerekiyor.

Cumhuriyetçi tarafta Trump 61, Cruz 11, Rubio 10, Kasich 5, Carson ise 3 delegeye sahip. Cumhuriyetçi Partinin super delegeleri henüz tavırlarını ortaya koymadı. Cumhuriyetçi Parti adayı olabilmek için 1,237 delegeye sahip olmak gerekiyor.

NECATİ ÖZKAN / RADİKAL