Altan: Darbe belgelerini yayınlamak gazetecilik görevidir

Balyoz davasında kumpas iddialarıyla ilgili yargılanan gazeteci-yazar Ahmet Altan, "Darbe hazırlamak suçtur ve bu suçu açığa çıkartmak kamu yararına olduğu için açık bir gazetecilik görevidir" dedi.

Balyoz davasında kumpas iddiaları ile ilgili yargılanan gazeteciler Yasemin Çongar, Ahmet Altan, Yıldıray Oğur ve Mehmet Baransu hakkında açılan dava, verilen öğle arası ardından İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Duruşmaya, tutuklu gazeteci Mehmet Baransu ve tutuksuz yargılanan gazeteciler Ahmet Altan, Yasemin Çongar, Yıldıray Oğur ile avukatları katıldı.

Duruşmada savunma yapan gazeteci Yasemin Çongar, 17 yaşında başladığı gazeteciliği 32 yıldır kesintisiz bir şekilde devam ettirdiğini kaydederek, "19 yaşından itibaren de çeviri, haber ve yazılarım nedeniyle çeşitli defalar farklı mahkemelerce yargılandım. Bu davaların hepsinde beraat ettim. Bu davaların hepsinde suçlanan kitabı, haberi ya da yazıyı ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü kapsamında savundum. Dava konusu metinlerde iddia edilen suçun işlenmediğini, metinlerin kendisini, yani yaptığım gazeteciliği, yazarlığı, çevirmenliği savunarak mahkemeye kanıtladım" dedi.

Çongar: Egemen Harekât Planı'nı hiç görmedim

Çongar, "Adını ilk kez bir buçuk yıl önce, bu dava öncesindeki soruşturmada ifade verirken savcıdan duyduğum bir metinle, bir belgeyle ilgili olarak beni yargılıyorsunuz" dedi. "Yunanistan'a karşı bir harekât planı olduğu iddia edilen ve yenisi yapıldığından 18 Aralık 2008 tarihinde imha edildiği Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı'nca ifade edilen Egemen Harekât Planı adlı belgeyi, 2010 yılında temin etmedim" diyen Çongar, Egemen Harekât Planı'nı hiçbir zaman görmediğini söyledi.

Haklarında hazırlanan iddianamenin özensiz hazırlandığını söyleyen Çongar, "İddianameyi yazan savcı, 2010'da Taraf gazetesinin yönetiminde olan bizleri, içeriği itibariyle bu davayla hiç ilgisi olmayan başka bir davanın iddianamesini kopyalayarak suçlamaya çalışıyor. Bizleri 'devletin gizli kalması gereken bir belgesini' temin etmekle, açıklamakla, imha etmekle özensizce suçlayıp, bu suçlara ilişkin delil yokluğuna aldırmaksızın elli yıldan fazla hapsetmek istiyor" diye konuştu. 

Çongar, "Devlet sırrı niteliği taşıyan belgelerin kısmen ya da tamamen yok edilmesi, tahrip edilmesi, hileyle alınması, çalınması, bu belgelerin yayınlanması, içeriğinin açıklanması söz konusu değildir" diyerek, suçlamaları kabul etmediğini dile getirdi. 

Altan: Suçlamaları anlayan biri varsa anlatsın 

Çongar'ın ardından savunma yapan gazeteci-yazar Ahmet Altan, "Bir davanın adil bir şekilde görülebilmesinin birinci adımı, sanığın hakkındaki suçlamayı net bir biçimde anlayıp kavramasıdır" dedi. İddianameyi okumasına rağmen hakkındaki suçlamanın ne olduğunu anlayamadığını belirten Altan, "Eğer bu salonda hakkımdaki suçlamanın ne olduğunu, bu suçlamanın hangi nedene dayandığını anlayan herhangi biri varsa benim istirhamım bu gerçeği bana da anlatmasıdır" diye konuştu.

Altan, salonda haklarındaki suçlamaları açık seçik bilen biri olduğunu sanmadığını kaydederek, "İddianame, suçlamanın temelini açıkça belirtmiyor, daha doğrusu belirtemiyor çünkü bu iddianamenin dayandığı, dayanabileceği hukuki ve mantıki bir neden yok ortada. Onun için suçlama nedeni bir belirsizlik içinde geçiştirilmiş" dedi. İddianamede hakkında "devletin gizli belgelerini elde etmek, açıklamak ve imha etmek" suçlarından cezalandırma istendiğini hatırlatan Altan, söz konusu belgelerin hangileri olduğunu anlayamadığını söyledi.

'Darbe suçunu açığa çıkarmak gazetecilik görevidir'

Altan, Taraf gazetesinde yayınladıkları belgelerle ilgili heyete seslenerek, "Eğer siz bizim yayınladığımız belgelerin gerçekliğini kabul ediyorsanız, bu belgelerin 'devlet sırrı' olduğunu iddia ediyorsanız, siz bir darbe girişiminin planlarının gerçekliğini de kabul ediyorsunuz demektir" dedi.

Devletin anayasal düzenini ortadan kaldırmak üzere hazırlanmış planların "devlet sırrı" olamayacağını savunan Altan, "Darbe hazırlamak suçtur ve bu suçu açığa çıkartmak kamu yararına olduğu için açık bir gazetecilik görevidir. Bizi o darbe belgelerini yayınladığımız için buraya getirdiyseniz, o zaman o darbe girişiminin gerçekliğini kabul etmiş olursunuz ve derhal bu davayı düşürüp, o darbe planlarını hazırlayanları yeniden yargılamanız gerekir" ifadelerini kullandı. 

'Dava bu celsede derhal düşürülmeli'

Altan, "Balyoz planlarının hazırlandığı seminerde ikinci bir senaryo daha görüşülmüştü" diyerek, Egemen Harekat Planı'nda Yunanistan'a karşı alınacak askeri önlemlerin belirlendiğini anımsatarak, bu planları elde etmek ve açıklamakla suçlandıklarını belirtti. Altan, "Eğer böyleyse, bu davanın bu celsede derhal düşürülmesi gerekir. Çünkü biz o planları görmedik, yayınlamadık, imha etmedik. Görmediğimiz ve yayınlamadığımız belgelerden dolayı mı bizi 'devlet sırrını açıklamaktan' yargılayacaksınız? diye sordu. Altan, hukuki ve mantıki hiçbir dayanağı bulunmadığını iddia ettiği davanın düşürülmesini talep etti.

Oğur: Özür diliyorum 

Gazeteci Ahmet Altan'ın ardından gazeteci Yıldıray Oğur savunma yaptı. Oğur, savunmasında şunları söyledi:

"Bu ses kayıtlarının bir savaş oyunu olduğunu düşünmemiz mümkün değildi. Gerçek siyasi faktörlerin isimleri referans veriliyordu. Bunun devlet sırrı olduğu düşünülemezdi. Biz de planlara bakarak darbe planı olduğuna ikna olduk. Tuncay Opçin'le tanıştığımda Aktüel dergisinde çalışan bir gazeteciydi. Örgüt üyesi olduğunu düşünmem mümkün değildi. O dönem Taraf gazetesi kimsenin yapamadığı haberleri yaptı. Aldatılanlar arasında olduğum kumpası ortaya çıkarmak için kaynağımı söyledim. İddianameye delil olsun diye söylemedim. 6 yıldır Tuncay Opçin'le görüşmedim. Aynı davada yargılanmak benim için utançtır. Gezi'den sonra vakit varken ayrıldım gazeteden. 2010 yılında bu örgütün propagandasını yapmak kapısı aralanırsa dışarıda çok az kişi kalır. Keşke sadece seminer kayıtlarından haber yapsaydık, mağduriyetler yaşanmasaydı. Balyoz nedeni ile mağdur olan herkesten gazetecilik dışında bir kastım olmadığını söyleyerek haklarını helal etmelerini istiyorum. Özür diliyorum. Umarım bu kumpası kuranların yargılandığı bir yargılanma olur. Üzerime atılı işlemediğim diğer suçlardan beraatımı isterim."