17 yıl sonra adalet arayışı

Tatvan İlçesi'ne bağlı Düzcealan (Çorsin) Köyü'ne 1993 yılında askerler tarafından yapılan işkence sonucu öldürüldüğü ileri sürülen Çaçan'ın ölümünün üzerinden 17 yıl geçmesine rağmen, sorumlar yargılanmadı.

SIDDIK GÜLER - BİTLİS / DİHA

Bitlis'in Tatvan İlçesi'ne bağlı Düzcealan (Çorsin) Köyü'ne 1993 yılında askerler tarafından baskın düzenlendi. Baskında gözaltına alınan Necmi Çaçan adındaki köylünün işkence yapılarak, öldürüldüğü belirtilmişti. Çaçan'ın ölümünün üzerinden 17 yıl geçmesine rağmen, herhangi bir gelişme yaşanmadı. Yapılanlarla ilgili Günlük gazetesinde çıkan haberler üzerine Çaçan'ın ailesi tekrar yasal girişim başlatarak sorumluların adalet önüne çıkarılmasını istedi. Olayın sorumlusunun o dönem görev yapan Tatvan 6'ncı Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Korkmaz Tağma olduğunu dile getiren aile, gazetede çıkan haberi, dava dosyasına eklenmesi için sunduklarını ve bundan sonra beklentilerinin olayın bütün boyutlarının açığa çıkarılması olduğunu kaydetti.

Yıllardır gündeme dahi gelmeyen Çorsin olayı, 28 Aralık 1993 tarihinde yaşandı. İddialara göre, o döneme kadar sık sık köye baskın yapan ve köylüleri işkenceden geçirdiği kaydedilen askerler, gece geç saatlerde yine köye baskın yaptı. Önce Çorsin Köyünün etrafını saran askerler, daha sonra köyü yakın mesafede saatlerde havan toplarıyla tarıyor. Tanıklar, gece geç saatlere kadar yapılan saldırıdan sonra, aralarında 3 maskeli kişinin de bulunduğu askerlerin, köye girdiği evlerdeki bütün erkekleri tartaklayarak topladığı, en son Necmi Çaçan'ın evine giden askerlerin, Çaçan'ı, PKK'ye yardım ettiği gerekçesiyle tartaklayarak evden çıkardığını belirtti.

'O gün yapılanlar bu gün HPG'lilerin cenazelerine yapılıyor'

Askerlerin havan toplarla tahrip ettiği evden zorla çıkarıldıktan sonra infaz edildiği belirtilen Necmi Çaçan'ın eşi Gülşen Çaçan, olay günü yaşadıklarını şu cümleler ile anlatıyor: "Asker zaten sürekli köye baskın yapıyordu. Son olarak köye geldiklerinde hemen köyün etrafını sardılar. Sonra köy taranmaya başlandı. Evler havan toplarıyla tamamen tahrip edildi. Biz de evin yıkılmayan bir yerine sığınmıştık. Ben eşimden köyden çıkmasını istedim. Ancak kendisi bizi bırakmak istemedi. Geçe geç saatlerde asker köye girdi. Tek tek evlere girerek insanları tartaklıyorlardı. Son olarak asker bizim eve girdi. Eşimi, 'sen PKK'ye yardım ediyorsun' diyerek, zorla evden çıkardılar. Evden çıkarıldıktan sonra köyün alt kısmına götürdüler. Biz gece çıkamadık. Sabah çıktığımızda Necmi'nin köyün alt kısmında parçalanmış cenazesini gördük. Kurşun sıkılmamıştı. Ancak vücudu tamamen parçalanmıştı. O gün yapılanlar bugün HPG'lilerin cenazelerine yapılmaktadır."

Gazete haberi üzerine aile tekrar harekete geçti

Konuya ilişkin Günlük gazetesinde yayımlanan "Bitlis katliamı ve bir 'demokrat' general" başlıklı haberin ardından, aile tekrar harekete geçti. Aile, çıkan haberi avukatlara vererek, olayla ilgili dosyaya eklenmesini istedi. Yıllardır olayın ortaya çıkması için mücadele ettiklerini belirten Gülşen Çaçan, tek isteklerinin olayın sorumlularının adalet önüne çıkarılması olduğunu kaydetti. Devletin olayı aydınlatma yerine sadece göstermelik olarak zararların karşılanması için para talebinde bulunduğunu, ancak bu talebi kabul etmeden geri çevirdiklerini de söyleyen Çaçan, olayın sonuna kadar takipçisi olacaklarını belirtti.

Demokrat generalin yaptıkları

Tatvan 6. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Korkmaz Tağma, 1992-1994 yılları arasında Bitlis'te görev yaptı. 1996'da kadrosuzluktan dolayı emekliye ayrılan ve Gülen Cemaatiyle yakınlığıyla bilinen Zaman Gazetesi'nde yazılar yazan Tağma'nın, Bitlis'te görev yaptığı sürede yaşanan bazı olaylar şunlar:

* Tağma, 28 Temmuz 1993'te Bitlis'te kaçırılan ve cesedi 8 Ağustos 1993'te Hazar Gölü yakınlarında bulunan Ferhat Tepe'nin ölümünden de sorumlu tutuluyor. O dönemde Gündem Gazetesi, cesedin bulunmasından iki gün önce, 6 Ağustos 1993'te, 'Telefondaki tugay komutanıydı' manşetiyle çıkmıştı. Haberde, İshak Tepe'nin, oğlu Ferhat'ın kaçırılmasından Tatvan 6'ncı Zırhlı Tugay Komutanı Tağma'yı sorumlu tuttuğu yazıyordu. İshak Tepe, gazeteye Ferhat'ın kaçırılmasından sonra kendisini telefondan Türk İntikam Tugayı (TİT) adına arayan ve oğluna karşılık fidye isteyen kişinin Tağma olduğunu söylemişti.

*İHD Tatvan Temsilcisi Avukat Şevket Epözdemir, 25 Kasım 1993'te öldürülmüştü. Yıllardır verilen bütün mücadelelere rağmen Epözdemir'in failleri ortaya çıkarılmadı.

*Tatvan'ın Odabaşı köyüne bağlı Songürlü mezrasında oturan Abdulselam Orak, gözaltına alındıktan sonra Diyarbakır'da öldüğü bildirildi. Ailesi mezrada gözaltına alınan Abdulselam'ın cenazesini Diyarbakır'da bir hastanenin morgundan aldı. Orak, işkence görmüştü ve infaz edildiğini belirten aile, 1996'da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurdu ve Türkiye bu davadan mahkum edildi.

*Tatvan'ın Düzcealan köyü, 23 Aralık 1993'te ağır silahlarla tarandı. Çok sayıda köylü yaralandı ve köy bir gecede boşaltıldı. Evleri ateşe verilen köylüler, ilk olarak Tatvan'a, daha sonra da büyük çoğunluğu İstanbul'a göç etmek zorunda kaldı.

*2004'te Kender Dağı kırsalında bir toplu mezar bulundu. Mezar açıldığında ise 1994'te nasıl bir vahşetin yaşandığı da ortaya çıktı. 21 PKK'linin kafaları kesilmişti. Tatvan'da görev yaptığı dönemde Tağma'nın bir lakabı da, "Kelleci komutan"dı. Her kelle başına askerleri ödüllendirdiği söyleniyordu ve toplu mezardaki vahşet bu söylentileri doğruluyor gibiydi.


sanalbasin.com üyesidir